Konferans: Türkiye Ekonomisi 2007 Değerlendirmesi ve
2008
İGİAD tarafından düzenlenen ve İTO Başkanı Murat Yalçıntaşın
konuşmacı olarak katıldığı Türkiye Ekonomisi 2007
Değerlendirmesi ve 2008 Beklentileri konulu konferans Feshane
Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Kalabalık bir davetli
topluluğunun hazır bulunduğu konferans İGİAD genel sekreteri
Ömer Osmanoğlunun konuşmasıyla başladı. Osmanoğlu, konuşmasında
katılımcıları İGİADın faaliyetleri ve 2008 etkinlik programıyla
ilgili olarak bilgilendirdi.
Osmanoğlunun konuşmasının ardından kürsüye gelen Murat
Yalçıntaş, iş ahlakı ve girişimcilik gibi iki önemli alanda
çalışmalarını yürüten İGİADı faaliyetlerinden ötürü kutlayarak
sözlerine başladı. Yalçıntaş, İGİADın bir iş adamının en önemli
iki özelliği olan girişimcilik ve ahlak konularını dernek
faaliyetlerinin ana konusu olarak belirleyen ve yaptığı
faaliyetleri bu merkez etrafında inşa eden bir dernek olarak
İGİADı başarılı bulduğunu belirterek konuşmasını sürdürdü.
Türkiye Ekonomisi 2007 Değerlendirmesi ve 2008 Beklentileri
konulu bir sunum gerçekleştiren Yalçıntaş, sunumunda önce 2007
yılını değerlendirdi ve 2007 yılındaki gelişmeleri şu cümlelerle
özetledi: 2007 yılı ekonomik anlamda iş alemi olarak ancak
elimizdekileri tutabildiğimiz bir yıl oldu. Ama demokratik
anlamda da Türkiyede demokrasi kültürünün yerleştiği bir yıl
oldu. Yalçıntaş 2002-2006 arası Türkiyenin sağlanan siyasi
istikrarla birlikte ve aynı zamanda büyüyen dünya ekonomisinin
ve finansmanın da etkisiyle ortalama olarak %7 oranında
büyüdüğünü, büyüme hızı açısından Çinin ardından Türkiyenin 2.
sırada geldiğini, GSMHnın ikiye katlandığını fakat 2007de
böyle bir büyüme gerçekleşmediği için bazı sıkıntıların
doğduğunu ileri sürdü. Yalçıntaş konuşmasında, 2007de
Türkiyede ve dünyada önemli gelişmeler olduğunu, seçim
süreçlerinin yaşandığını ve sıkıntılı geçen bu süreçlerin iş
alemini olumsuz etkilediğini, siyasi gerilimin ekonomiyi
vurduğunu, Türkiyedeki her siyasi problemin, gerginliğin iş
alemine doğrudan yansıdığını ve ekonomiyi sıkıntıya düşürdüğünü
belirtti. Ayrıca 2007de yaşanan kuraklığın başta tarım sektörü
olmak üzere ekonomiyi de olumsuz etkilediğini, bu etkilerin
2008de de sürebileceğini vurguladı. Dünya ekonomisindeki
yavaşlamaya da temas eden Yalçıntaş, özetle 2007nin Türkiyenin
ilerlemesini sürdüremediği bir yıl olarak geçtiğini söyledi.
Bazı yasal düzenlemeler konusunda bürokrasinin iyi çalıştığını
belirten Yalçıntaş, 2007de Türk Ticaret kanunu, Borçlar Kanunu,
İcra İflas kanunu ile ilgili sorunların büyük oranda çözüldüğünü
belirtti.
2008 Ekonomik beklentileri hakkında da görüşlerini
dinleyicilerle paylaşan Yalçıntaş, 2008in herkesin dikkatli
olması gereken bir yıl olduğunu söyledi. DPTnin 2008 için
açıkladığı %5,5 büyüme öngörüsüne hatırlatan Yalçıntaş bu rakama
İTO olarak biraz dikkatli yaklaştıklarını söyledi. Bu rakamı
yakalayabilmek için bazı önemli kriterlerin gerçekleştirilmesi
gerektiğini söyledi: Bunlardan birincisi bizim elimizde olmayan
bir şey. Dünya tüketiminin 1/3ünün gerçekleştiği ABDde
ekonominin yavaşlaması. ABDdeki her türlü ekonomik dalgalanma
tüm dünyayı doğrudan doğruya etkilemektedir. Morgage krizinin
başlamasıyla birlikte bir çok finans kurumunu zarar etmeye
başladı. Ardından dünyadaki bir çok finans kurumu zarar etmeye
başladı. Bir çok banka zarar açıkladı. Ve biz şu anda biliyoruz
ki 2008 yılında dünya ekonomisi yavaşlayacak. şeklinde
sözlerini sürdüren Yalçıntaş Türkiyenin bu yavaşlamadan
etkileneceğini ileri sürdü. İç piyasada durumun daha da
sıkıntılı olduğunu söyleyen Yalçıntaş Türkiyenin ürettiğinden
daha fazla tüketen bir toplum olduğunu, dolayısıyla yurt
dışından gelen finansa hem büyümek için hem de ekonomiyi
çevirebilmek için ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Yalçıntaş, 2008de dünya ekonomisinin yavaşlaması ve büyük
finans kurumlarının zarar etmeleri gerçeğinden hareketle
yapılacak yatırımların da olumsuz etkileneceğini, büyümenin ve
pazar hareketlerinin yavaşlayacağını ileri sürdü. Yalçıntaş,
Merkez Bankasının enflasyonla mücadele ederken piyasadaki para
miktarını faiz dolayısıyla kontrol ettiğini, dünyadaki para
miktarının azalması nedeniyle MB bankasının faiz politikasının
süreceğini, YTLnin olması gerektiğinden daha fazla değer
kazanmasından ötürü ihracat ve ithalatın da olumsuz
etkileneceğini, 2008de bu durumun devam edecek olması nedeniyle
2008in zor bir sene olacağını vurguladı. İş aleminin bu
gelişmeleri çok iyi bilmesi ve adımlarını buna göre atması
gerektiğini belirten Yalçıntaş, 2008in kesinlikle bir kriz yılı
olmayacağının da altını çizdi: Kriz olacağını söylemiyorum. Ama
piyasaların açılmayacağını hepimizin bilmesi lazım.
Türkiyenin büyümesinde özel sektörün etkisinin büyük olduğunu
vurgulayan Yalçıntaş, çalışan ve üreten insanların Türkiyeyi
büyüttüğünü, KOBİlerin işlerini büyütemediği takdirde
Türkiyenin büyüyemeyeceğinin altını çizdi. Örnek olarak 2006da
özel sektörde yapılan yatırımların %17,4 arttığını, 2007de ise
bu rakamın %4 olarak gerçekleştiğini, 2007deki duraklamanın
rakamlarla da rahatlıkla görülebileceğini, 2007de konut ve
sağlıkta artış, imalatta ise düşüş olduğunu belirtti. Yalçıntaş
sözlerini şu şekilde sürdürdü: KOBİler yürüyemezse ekonomi
yürüyemez. KOBİlerin desteklenmesi gerekir. Türkiyenin
kurtuluşu KOBİlerin, ufak sermayedarların, esnafın ayakta
kalmasına bağlıdır. Eğer bu kesim ayakta kalamazsa, bu kesim
büyüyemezse Türkiye ayakta kalamaz.
Yalçıntaş konuşmasında 2008 için iş dünyasının hükümetten
beklentilerini de ortaya koydu. Bu beklentileri şu şekilde
özetlemek mümkün:
1- Türkiyede ciddi anlamda yüksek olan reel faizlerin
düşürülmesi gerekmektedir.
2- Sanayideki maliyetlerin düşürülmesinin elzemdir. Maliyetler
düşürülmediği takdirde yurt dışından gelen firmalarla rekabet
edilemeyecektir. Bu anlamda karlı çalışmanın mümkün kılınması
gerekmektedir. İşçilikteki vergi maliyetlerinin yüksek olması
nedeniyle kayıt-dışının devam etmektedir. İstihdamın üzerindeki
vergilerin düşmesi ile işveren ve işgören açısından olumlu
sonuçlar doğacaktır. Bu konuda Ankaradaki direncin kırılması
gerekmektedir.
3- Ülkemizdeki enerji fiyatları yüksektir. Türkiye kendi
enerjisini üretemediği için enerji fakiri bir durumdadır. Cari
açığın en büyük nedenlerinden birisi enerji açığıdır. Türkiye
büyüyen bir ülke olduğu için enerjiye ihtiyacı vardır. Türkiye
enerji üretmek durumundadır ve bunun imkanlarına sahiptir.
Türkiyenin nükleer enerjiye geçmesiyle enerji sorunun çözümünde
önemli bir adım atabilecektir. Türkiyede enerjinin pahalı
olmasının sebebi kendi enerjimizin olmaması ve hem üretim hem de
dağıtım altyapısının yetersiz olmasıdır. Devlet enerjiye yatırım
yapmamıştır. Enerjinin özelleştirilmesi atılacak en önemli
adımlardandır.
4- Ayrıca kamu sektörünün azami bir disipline sahip olması,
bürokrasi hantallığına son verilmesi, devletin reformlarla
kendini küçültmesi ve israf etmemesi gerekmektedir.
5- Türkiyenin bölgesel veya yerel anlamda sektörel stratejilere
önem vermesi önemlidir.
6- Türkiyedeki mikro işletmelerin, KOBİlerin birleştirilmesi
gerekir.
7- Anadoludaki kalkınmaya önem verilmelidir. İstanbuldaki
yoğunluğun
8- Anadoluya yayılması ve kalkınma stratejisinin buna göre
geliştirilmesi önemlidir.
9- KOBİlere kolay finansman kaynaklarının sağlanması gerekir.
İGİAD Ekonomi Değerlendirme Konferansı, Yönetim Kurulu Başkanı
Şükrü Alkanın Yalçıntaşa Salih kişi için temiz servet ne
güzeldir hadisi şerifini konu alan bir hat çalışmasının hediye
olarak takdim edilmesinin ardından sona erdi.